Türkiye arkeoloji tarihinin önemli isimlerinden Halet Çambel’in Boğaziçi Üniversitesi’ne bağışladığı arşive ilişkin ortaya atılan satış iddiaları tartışma yarattı. Boğaziçi Üniversitesi yönetimi, söz konusu belgelerin müzayedede satıldığı iddialarını kesin bir dille reddetti.
Üniversite tarafından yapılan açıklamada, envantere kayıtlı herhangi bir arşiv parçasının satışının söz konusu olmadığı vurgulandı. Ancak bu açıklama, konuyla ilgili endişeleri tamamen gidermedi.
Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Serhat Şahin, üniversitenin açıklamasına itiraz ederek, müzayede platformlarında yer alan belge ve görsellerin Çambel’in arşivine ait olduğunu öne sürdü. Şahin, kamuoyuna daha şeffaf bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini savunarak, arşivin fiziksel durumunun uzmanlara açılmasının daha güven verici olacağını ifade etti.
Şahin ayrıca, yalnızca Çambel’in değil, farklı isimlere ait koleksiyonların da kayıt durumuna ilişkin Sayıştay raporlarında yer alan tespitlere dikkat çekti. Bu kapsamda, binlerce tarihi eserin akıbetinin belirsizliğini koruduğunu belirterek, “1376 taşınırdan oluşan ve toplamda 3000 eseri bulan bu koleksiyonun durumu ciddi bir soru işareti” dedi.
Öte yandan, arşivle bağlantılı olduğu iddia edilen müzayede satışlarının doğrulandığı ve daha sonra ilgili duyuruların kaldırıldığı da dile getirildi. Bu durum tartışmaları daha da derinleştirdi.
İlknur Türkoğlu ise, Çambel’in öğrencisi olarak yaptığı açıklamada, müzayedeye çıkarıldığı belirtilen belgelerin hocasına ait kişisel arşivden olduğunu savundu. Türkoğlu, bu gelişmenin arşivin korunmasına dair endişeleri artırdığını ifade etti.
Tartışmalar sadece arşivle sınırlı kalmazken, Çambel’in vasiyeti doğrultusunda kurulması planlanan araştırma merkezinin hâlâ açılmamış olması da eleştirilerin odağında yer aldı. Uzmanlar, hem arşivin korunması hem de kültürel mirasın geleceği açısından daha açık ve tatmin edici açıklamalar yapılması gerektiğini vurguluyor.
