“Oppenheimer” sonrası yeni dev projesiyle izleyiciyi Antik Yunan’ın karanlık sularına taşıyan Christopher Nolan, Homeros’un insanlık tarihine yön veren epik destanı Odysseia’yı “The Odyssey” adlı filmiyle beyazperdeye uyarlıyor. Yapım, alışılmış fantastik canavar tasvirlerinden uzaklaşarak insan psikolojisini ve liderlik sınavını merkeze alan, mitolojiye gerçekçi bir bakış sunuyor. Troya Savaşı’nın ardından memleketi İthaka’ya dönmeye çalışan Kral Odysseus’un yolunu kesen efsanevi figürler, Nolan’ın sinematik yorumunda birer ahlaki ve zihinsel sınavın simgesine dönüşüyor.
Filmdeki başlıca mitolojik figürler
Kiklop: Deniz tanrısı Poseidon’un oğlu, tek gözlü dev Polyphemus, mağarasında yalnız yaşayan, kendi koyduğu kurallar dışında hiçbir düzene bağlı olmayan vahşi bir çobandır; boyutu ve gücüyle kontrolsüz vahşetin sembolü haline gelir.
Laistrigonlar: Surlarla çevrili bir kıyı krallığında yaşayan, örgütlü biçimde hareket eden yamyam devlerdir; Kiklop’un aksine topluluk halinde avlanarak Odysseus’un yolculuğundaki en yıkıcı tehditlerden birini oluştururlar.
Kirke: Güneş tanrısı Helios’un kızı olarak bilinen güçlü büyücü, Aeaea adasında yaşar ve ziyaretçileri hayvana dönüştürme gücüyle tanınır; klasik bir kötü karakterden çok daha katmanlı bir figür olarak öne çıkar ve sonunda Odysseus’un müttefiki olur.
Kalypso: Issız Ogygia adasında yaşayan, Titan Atlas’ın kızı olduğu söylenen ilahi bir peridir; canavar olmasa da sonsuz gençlik ve rahatlık karşılığında sorumluluklardan vazgeçmenin cazibesini simgeler.
Sirenler: Şarkılarıyla denizcileri felakete sürükleyen efsanevi varlıklardır; en eski Yunan kaynaklarında kadın başlı, kuş gövdeli olarak tasvir edilirler ve kaba kuvvet yerine merak ile baştan çıkarmayı silah olarak kullanırlar.
Kharybdis ve Skylla: Dar bir boğazın iki yakasında konumlanan bu iki tehlike, denizcilerin kaçınamayacağı doğal güçleri temsil eder. Kharybdis, gemileri yutabilecek devasa bir girdap; Skylla ise altı başlı, keskin dişli bir deniz canavarı olarak betimlenir. Bazı anlatılarda Skylla’nın bir zamanlar güzel bir deniz perisi olduğu, lanetlenerek bu hale geldiği aktarılır.
Nolan’ın yaklaşık yirmi yıldır hayalini kurduğu bu uyarlama, Homeros’un destanını çağdaş bir sinema diliyle yeniden okuyarak, mitolojik canavarları insanlığın kendi içindeki sınavların birer yansıması olarak izleyiciye sunuyor.
